Deprecated: mysql_connect(): The mysql extension is deprecated and will be removed in the future: use mysqli or PDO instead in /home/kutahyah/public_html/functions_sayac.php on line 5
Samet AYTEKİN - Demokrasi için Oyum DP'ye, Neden? - kütahya haberleri
Bugun...


Samet AYTEKİN


Facebookta Paylaş









Demokrasi için Oyum DP'ye, Neden?
Tarih: 30-10-2015 14:05:00 Güncelleme: 30-10-2015 14:05:00


Demokrasi için Oyum DP'ye, Neden?

Türkiye'yi 12 yıldır AKP ve onun kurucu lideri Recep Tayyip Erdoğan tarafından yönetiliyor. Son günlerde sıklıkla işittiğimiz gibi aldandık, kandırıldık sözleriyle hem de kötü yönetildiği, kandırılmanın neticelerinin ne olduğunu bilmediğimiz şekilde hem de kötü yönetiliyor ve demokrasiden uzaklaşıyoruz.

 Erdoğan'ın siyasi geçmişine bakıldığında geçmiş açıklamalarına internetten kolaylıkla ulaşabileceğiniz gibi; demokrasi küfür rejimi olarak gören bir söyleme sahipti. Siyasi hayatı, Erbakan ve Milli görüş felsefesiyle şekillenen Erdoğan, demokrasi ile arasına daima mesafe koymuştu.

Ancak ne olduysa oldu, birden Yeni bir oluşum diyerek ve GÖMLEK DEĞİŞTİRDİM sözlerini tarihe not düşerek geçmişini inkar ederek Yeni bir oluşumun lideri olarak çıkmıştı. Belki ilk zamanlarda demokrasi söylemleri biraz ön plana çıkmıştı ama netice itibariyle bazı dengeleri değiştirdikten sonra zihniyetinde bir değişme olmadığı görüldü.

Uygulanan politikalardan; yapılanın takiyyeden öteye gitmediği, 13 yıllık iktidarları döneminde ne demokrat bir anayasa için gayret gösterildi, ne demokrat bir seçim sistemi gündeme getirildi, ne de YÖK kanunu gibi anti demokratik olduğu söylenen bir kanunun değişmesi yönünde çaba sarf edildi.

Türkiye demokratikleşeceği yerde, Erdoğan'ın ipleri iyice eline aldığını düşündüğü süreçten itibaren, tek adamlık artık ön plana çıkarak, "Ben ne dersem o" anlayışı siyasette hakim oldu.

27 Nisan kumpas senaryosu ile alternatif olacak DYP Meclis dışında bırakılırken, Ergenekon, Sarıkız söylemelri ve çeşitli gizli çekimlerle meydanlarda mağdurları oynayıp suçlu suçsuz demeden insanların hapiste yatmasında etkili rol oynadığı gibi; meydanlarda suçladığı (Ki, bir bölümünde de darbecilik malum zaten ruhlarında var, 27 Nisan e-muhtırası gibi kimse hesap sormadı) kişiler 3-4 yıl sonra bir bakanına söylettirilerek; "Bizi kandırmışlar" sözleri sonrası KCK'lısı, suç unsuru olan Ergenekoncuların tümü serbest bıraktırılmıştı.

MGK Kararlarına Nurculuk ve Fethullahçılıkla" mücadele (2004) kararlarına imza atıp sonra yüzlerine baka baka onları tepe tepe kullanıp oyunun farkına varıldığında ise menfaat çatışmasını başlatan olmuştu.

4 Bakan yolsuzluk nedeniyle istifa ederken, Zerrab denilen meçhul bir şahıs erdoğan tarafından iyi insan ilan edilirken, 4 Bakan yargıda aklanacaklarına yargı tarumar edilerek ağlayan ve ben ne yaptıysam Erdoğan istedi yaptım diyen bakan birden 180 derece dönüş yaparken; yolsuzluklar bir yerlere uzanacak endişesi ile sanırım birden dengeler değişti ve 12 yıldır bir birlerine methü senalar düzen Erdoğan ile Fethullah Hoca cemaati arasındaki ilişkiler değişiverdi. Bu değişim öyle ki, kara propaganda teknikleri kullanılarak bunun gereği koskoca cemaat suçlu suçsuz ayırt edilmeden Erdoğan tarafından PARALEL kelimesiyle sembolleştirilerek terörist ilan edilmeden çekinilmedi. Türkiye bu gerilimden kurtulmalı derken ve bunun yolunun demokrasi olduğunu, kavganın kazananı olmaz dediğimiz halde, Erdoğan, PARALEL sembolleştirimesiyle yandaş ve havuz ve TMSF besleme basınıyla topyekün saldırı emri vermiş olmalı yada zaten kraldan fazla menfaat kralcısı yapan düşük profilli kendini gazete yöneticisi ve yazarı sanan, kayyım olarak atanmış ideolojik yöneticilerle topyekün yok etme çabası içerine girildi.  Bunlar yapılrıken hukuk ayaklar altına alındı. Yasalar değiştirilerek hukukun kendi siyasetlerinin bir aracı haline getirilmesini sağladılar.

Türkiye asıl ihtiyacı olan demokrasiden hızla uzaklaştı.. Malum AB'yi havai fişeklerle kutlatıp değiştik mesajı verdiklerinin üzerinden de 13 yıl geçmesine rağmen AB'ye meydan okuyan Erdoğan profili orada da kendini gösterdi ve AB konusunda da Türkiye Menderes'in idealinden, demokratların idealinden buna bağlı olarak demokrasi idealinden uzaklaştırıldı.

Terör konusundaki tutum ve politikalar ise içler acısı... Terör örgütüyle görüşen şrefesiztir, biz terör örgütü ile görüşmeyiz diyenlerin daha sonra terör örgütüyle görüştükleri, anlaştıkları, çözüm süreci denilen süreci birlikte yürütürken terör örgütünün silah bırakmadığı gibi, Erdoğan'ın ifadesi ile silah stokladığı dönem olmuştu bu dönem. Ama işin kötüsü çözüm süreci denen bu süreçte silah stokladığı bilindiği halde terör örgütüne devletililerin sessiz kalarak, bölge insanını terör örgütünün insafına bırakamzı olmuştu. Ayrıca terör örgütünün dağdaki insan sayısı 3-4 bin iken 20 bini aşmıştı dağda.

Bir diğer husus; Suriye'de BOP planı tarafından konuşlandırılan ve ABD tarafından desteklenen terör örgütüne Erdoğan'ın bizim için PKK ne ise PYD o dediği halde Terör örgütü mesnupları tarafından PYD'ye silah sevkiyatı için KOBANİ'den koridor açmaya izin vermesi ve o silahların belki bir kısmı bugün terör örgütünün yurt içinde kullandığı silahlar olması söz konusu olabilir; terör örgütüne gönderilmesi çelişkisi oldu.

Suriye politikası ise içler acısı. Çünkü, AKP ve Erdoğan'ın belki en iyi yaptığı icraat Esad ile birlikte bir araya gelmeleri, birlikte Bakanlar kurulu toplantıları yapmaları olduğu halde Erdoğan'In birden Esad'ı düşman ilan etmesi (ABD etkisi ile olması ya da bizce malum olmayan etkilerle) ile son buldu birden. Son bulmakla da kalınmadı, Bediüzzaman Hazretlerinin "İslam ülkeleri için dahilde kılıççekilmez uayrısna göz kapanarak, Suriye'nin içinin karışmasında etkili faktör Erdoğan'ın politikaları oldu. Bugün Suriye'nin içinde bulunduğu kaos ve zulumlerden Erdoğan son derece sorumludur, AKP sorumludur.

Sadece Suriye'de mi? Mısır, Tunus, Libya politikalarındaki siyasal İslamcı ya da başka yerlerin etkisiyle rol aldığı politikalarda İslam aleminin içinden çıkılmaz politikalara sürükledi.

Bugün; ülkemizin içinde bulunduğu ve dünyada koparak yalnızlaştığı süreci aşmanın yolu demokrasi ile mümkündür. Ancak, Erdoğan güdümünde ve kendini tek lider görüp, hak, hukuk, demokrasi kavramlarını hiçe sayan bir Erdoğan etkisindeki AKP ve Davutoğlu'nun demokrat olması ve o misyonu temsil etmesi, demokrat politikalar üretmesi mümkün görülmüyor. Abdullah Gül ve Arınç'ın içeriden seslendirdiği sesler de bunu yansıtıyor.

Bu düşüncelerden hareketle; AKP'nin demokrat olması ve demokrat misyonu temsil etmesi mümkün olmadığına ve Mecliste de demokrat siyaset,in temsil medilmediği, Siyasal İslamcı 1, Irkçı 2 ve CHP olmak üzere jakopen bir partinin bulunduğu göz önüne alındığında Mecliste olması gerelen partinin geçmişteki Adalet Partisi AP; Doğru Yol Partisi ve onun temsil ettiği bugünkü Demokrat Parti (DP) olduğunu ve mutlaka Türkiye'nin hayrı için Demokrat Parti'nin Meclise taşınması ve Türk siyasetine alternatif oluşturulması için OYUM DP'ye olacaktır.

Bu düşüncelerle Demokrat Türkiye'yi isteyen herkesin Gültekin Uysal ldierliğindeki Demokrat Parti'ye oy vererek Demokrat misyonu güçlendirmeleri çağrısı yapıyorum Geliniz, Türkiye'nin hakkın, hukukun esas olacağı, korkuların olmayacağı, DEMİREL'in demokrasi tarifinde ifade ettiği; sabahleyin kapıyı çalanın sütçü olacağını bileceğiniz bir Türkiye için Demokrat Parti'ye oy veriniz ve güçlendiriniz. 

Demokrasi için Oyum DP'ye, Neden?

Türkiye'yi 12 yıldır AKP ve onun kurucu lideri Recep Tayyip Erdoğan tarafından yönetiliyor. Erdoğan'ın siyasi geçmişine bakıldığında geçmiş açıklamalarına internetten kolaylıkla ulaşabileceğiniz gibi; demokrasi küfür rejimi olarak gören bir söyleme sahipti. Siyasi hayatı, Erbakan ve Milli görüş felsefesiyle şekillenen Erdoğan, demokrasi ile arasına daima mesafe koymuştu.

Ancak ne olduysa oldu, birden Yeni bir oluşum diyerek ve GÖMLEK DEĞİŞTİRDİM sözlerini tarihe not düşerek geçmişini inkar ederek Yeni bir oluşumun lideri olarak çıkmıştı. Belki ilk zamanlarda demokrasi söylemleri biraz ön plana çıkmıştı ama netice itibariyle bazı dengeleri değiştirdikten sonra zihniyetinde bir değişme olmadığı görüldü.

Uygulanan politikalardan; yapılanın takiyyeden öteye gitmediği, 13 yıllık iktidarları döneminde ne demokrat bir anayasa için gayret gösterildi, ne demokrat bir seçim sistemi gündeme getirildi, ne de YÖK kanunu gibi anti demokratik olduğu söylenen bir kanunun değişmesi yönünde çaba sarf edildi.

Türkiye demokratikleşeceği yerde, Erdoğan'ın ipleri iyice eline aldığını düşündüğü süreçten itibaren, tek adamlık artık ön plana çıkarak, "Ben ne dersem o" anlayışı siyasette hakim oldu.

27 Nisan kumpas senaryosu ile alternatif olacak DYP Meclis dışında bırakılırken, Ergenekon, Sarıkız söylemelri ve çeşitli gizli çekimlerle meydanlarda mağdurları oynayıp suçlu suçsuz demeden insanların hapiste yatmasında etkili rol oynadığı gibi; meydanlarda suçladığı (Ki, bir bölümünde de darbecilik malum zaten ruhlarında var, 27 Nisan e-muhtırası gibi kimse hesap sormadı) kişiler 3-4 yıl sonra bir bakanına söylettirilerek; "Bizi kandırmışlar" sözleri sonrası KCK'lısı, suç unsuru olan Ergenekoncuların tümü serbest bıraktırılmıştı.

MGK Kararlarına Nurculuk ve Fethullahçılıkla" mücadele (2004) kararlarına imza atıp sonra yüzlerine baka baka onları tepe tepe kullanıp oyunun farkına varıldığında ise menfaat çatışmasını başlatan olmuştu.

4 Bakan yolsuzluk nedeniyle istifa ederken, Zerrab denilen meçhul bir şahıs erdoğan tarafından iyi insan ilan edilirken, 4 Bakan yargıda aklanacaklarına yargı tarumar edilerek ağlayan ve ben ne yaptıysam Erdoğan istedi yaptım diyen bakan birden 180 derece dönüş yaparken; yolsuzluklar bir yerlere uzanacak endişesi ile sanırım birden dengeler değişti ve 12 yıldır bir birlerine methü senalar düzen Erdoğan ile Fethullah Hoca cemaati arasındaki ilişkiler değişiverdi. Bu değişim öyle ki, kara propaganda teknikleri kullanılarak bunun gereği koskoca cemaat suçlu suçsuz ayırt edilmeden Erdoğan tarafından PARALEL kelimesiyle sembolleştirilerek terörist ilan edilmeden çekinilmedi. Türkiye bu gerilimden kurtulmalı derken ve bunun yolunun demokrasi olduğunu, kavganın kazananı olmaz dediğimiz halde, Erdoğan, PARALEL sembolleştirimesiyle yandaş ve havuz ve TMSF besleme basınıyla topyekün saldırı emri vermiş olmalı yada zaten kraldan fazla menfaat kralcısı yapan düşük profilli kendini gazete yöneticisi ve yazarı sanan, kayyım olarak atanmış ideolojik yöneticilerle topyekün yok etme çabası içerine girildi.  Bunlar yapılrıken hukuk ayaklar altına alındı. Yasalar değiştirilerek hukukun kendi siyasetlerinin bir aracı haline getirilmesini sağladılar.

Türkiye asıl ihtiyacı olan demokrasiden hızla uzaklaştı.. Malum AB'yi havai fişeklerle kutlatıp değiştik mesajı verdiklerinin üzerinden de 13 yıl geçmesine rağmen AB'ye meydan okuyan Erdoğan profili orada da kendini gösterdi ve AB konusunda da Türkiye Menderes'in idealinden, demokratların idealinden buna bağlı olarak demokrasi idealinden uzaklaştırıldı.

Terör konusundaki tutum ve politikalar ise içler acısı... Terör örgütüyle görüşen şrefesiztir, biz terör örgütü ile görüşmeyiz diyenlerin daha sonra terör örgütüyle görüştükleri, anlaştıkları, çözüm süreci denilen süreci birlikte yürütürken terör örgütünün silah bırakmadığı gibi, Erdoğan'ın ifadesi ile silah stokladığı dönem olmuştu bu dönem. Ama işin kötüsü çözüm süreci denen bu süreçte silah stokladığı bilindiği halde terör örgütüne devletililerin sessiz kalarak, bölge insanını terör örgütünün insafına bırakamzı olmuştu. Ayrıca terör örgütünün dağdaki insan sayısı 3-4 bin iken 20 bini aşmıştı dağda.

Bir diğer husus; Suriye'de BOP planı tarafından konuşlandırılan ve ABD tarafından desteklenen terör örgütüne Erdoğan'ın bizim için PKK ne ise PYD o dediği halde Terör örgütü mesnupları tarafından PYD'ye silah sevkiyatı için KOBANİ'den koridor açmaya izin vermesi ve o silahların belki bir kısmı bugün terör örgütünün yurt içinde kullandığı silahlar olması söz konusu olabilir; terör örgütüne gönderilmesi çelişkisi oldu.

Suriye politikası ise içler acısı. Çünkü, AKP ve Erdoğan'ın belki en iyi yaptığı icraat Esad ile birlikte bir araya gelmeleri, birlikte Bakanlar kurulu toplantıları yapmaları olduğu halde Erdoğan'In birden Esad'ı düşman ilan etmesi (ABD etkisi ile olması ya da bizce malum olmayan etkilerle) ile son buldu birden. Son bulmakla da kalınmadı, Bediüzzaman Hazretlerinin "İslam ülkeleri için dahilde kılıççekilmez uayrısna göz kapanarak, Suriye'nin içinin karışmasında etkili faktör Erdoğan'ın politikaları oldu. Bugün Suriye'nin içinde bulunduğu kaos ve zulumlerden Erdoğan son derece sorumludur, AKP sorumludur.

Sadece Suriye'de mi? Mısır, Tunus, Libya politikalarındaki siyasal İslamcı ya da başka yerlerin etkisiyle rol aldığı politikalarda İslam aleminin içinden çıkılmaz politikalara sürükledi.

Bugün; ülkemizin içinde bulunduğu ve dünyada koparak yalnızlaştığı süreci aşmanın yolu demokrasi ile mümkündür. Ancak, Erdoğan güdümünde ve kendini tek lider görüp, hak, hukuk, demokrasi kavramlarını hiçe sayan bir Erdoğan etkisindeki AKP ve Davutoğlu'nun demokrat olması ve o misyonu temsil etmesi, demokrat politikalar üretmesi mümkün görülmüyor. Abdullah Gül ve Arınç'ın içeriden seslendirdiği sesler de bunu yansıtıyor.

Bu düşüncelerden hareketle; AKP'nin demokrat olması ve demokrat misyonu temsil etmesi mümkün olmadığına ve Mecliste de demokrat siyaset,in temsil medilmediği, Siyasal İslamcı 1, Irkçı 2 ve CHP olmak üzere jakopen bir partinin bulunduğu göz önüne alındığında Mecliste olması gerelen partinin geçmişteki Adalet Partisi AP; Doğru Yol Partisi ve onun temsil ettiği bugünkü Demokrat Parti (DP) olduğunu ve mutlaka Türkiye'nin hayrı için Demokrat Parti'nin Meclise taşınması ve Türk siyasetine alternatif oluşturulması için OYUM DP'ye olacaktır.

Bu düşüncelerle Demokrat Türkiye'yi isteyen herkesin Gültekin Uysal ldierliğindeki Demokrat Parti'ye oy vererek Demokrat misyonu güçlendirmeleri çağrısı yapıyorum Geliniz, Türkiye'nin hakkın, hukukun esas olacağı, korkuların olmayacağı, DEMİREL'in demokrasi tarifinde ifade ettiği; sabahleyin kapıyı çalanın sütçü olacağını bileceğiniz bir Türkiye için Demokrat Parti'ye oy veriniz ve güçlendiriniz. 

 





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
FOTO GALERİ
  • KüTAHYA'DAN MANZARALAR
    KüTAHYA'DAN MANZARALAR
  • Bebişler
    Bebişler
  • Yurdum İnsanı
    Yurdum İnsanı
  • FANTASTİK
    FANTASTİK
  1. KüTAHYA'DAN MANZARALAR
  2. Bebişler
  3. Yurdum İnsanı
  4. FANTASTİK
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • DEMOKRAT PARTİ SEÇİM 2015
    DEMOKRAT PARTİ SEÇİM 2015
  • Tefekkür Penceresi - 01
    Tefekkür Penceresi - 01
  • Osman Zeki Öner
    Osman Zeki Öner
  • Osmanlı
    Osmanlı
  • Kubat Ötme Bülbül
    Kubat Ötme Bülbül
  • Neşet Ertaş Evvelim Sen Oldun
    Neşet Ertaş Evvelim Sen Oldun
  1. DEMOKRAT PARTİ SEÇİM 2015
  2. Tefekkür Penceresi - 01
  3. Osman Zeki Öner
  4. Osmanlı
  5. Kubat Ötme Bülbül
  6. Neşet Ertaş Evvelim Sen Oldun
VİDEO GALERİ

Fatal error: The file /home/kutahyah/public_html/include/footer.php was encoded by the ionCube Encoder for PHP 4 and cannot run under PHP 5.5 or PHP 5.6. Please ask the provider of the script to provide a version encoded with the ionCube Encoder for either PHP 5.3 or PHP 5.4 or PHP 5.5 or PHP 5.6. in Unknown on line 0